1930’larda Fritz Zwicky karanlık madde fikrini ortaya atmıştı fakat ciddiye alınmamıştı. Yıllar sonra bunu başaracak olan Vera Rubin ise henüz küçük bir çocuktu.
Vera Rubin 23 Temmuz 1928’de dünyaya geldi. 10 yaşlarındayken yıldızları ve gezegenleri izlerken astronomiye ilgisi başlamıştı. Ailesi onun bu ilgisini destekliyordu ve babasıyla beraber basit bir teleskop yapıp gökyüzünü incelemeye devam etti. Rubin, “O zamanlar bile cevaplardan çok sorularla ilgileniyordum.” diyerek erken yaşta kendini gösteren araştırmacı kişiliğini anlatmıştı.
Lisedeki fizik öğretmeninin bilim insanı olmasını tavsiye etmemesine rağmen Vassar Üniversitesi’nde astronomi alanında lisans yaptı.
Daha sonra yüksek lisans için Princeton’a başvurdu fakat astronomi bölümünde kadınlara izin verilmediği için reddedildi. Bunun üzerine bünyesinde Richard Feynman ve Hans Bethe’nin de bulunduğu Cornell Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Burada astronom Martha Carpenter’la beraber galaksilerin hareketleri üzerine çalıştı ve yüksek lisansını bitirdi.
Doktorasına başladığı Georgetown Üniversitesi’nde doktora danışmanının ofisi kadınların girmesinin yasak olduğu bir bölümde bulunuyordu. Rubin sürekli olarak kadın olması sebebiyle bu tarz engellerle karşılaşsa da bunların üstesinden gelerek çalışmalarına devam etti. Burada galaksilerin evrende dağılımı üzerine çalıştı ve doktorasını tamamladı. Doktorasını bitirdikten sonra bir süre daha Georgetown’da kalarak araştırmalarına devam etti.
O zamanlarda dünyanın en büyük teleskobunu bulunduran Palomar Gözlemevi’nden davet aldı. Burada da kadınlar pek hoş karşılanmıyordu, bu kadınlar için bir tuvalet bile bulunmamasından belliydi. Rubin erkek tuvaletlerinden birine çizdiği eteği yapıştırarak buna esprili bir şekilde tepki gösterdi. Yine kadınlara yer olmayan astronomi dünyasında kendine ve kendinden sonra gelen kadınlara yer açmaya devam etti.
1965’te ise hem kariyeri ve hem de astronomi için büyük bir keşif yapacağı Carnegie Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Burada Kent Ford’la tanıştı ve araştırmalarına beraber devam ettiler. 60’dan fazla galaksiyi gözlemleyerek o zamana kadar kabul ettiğimiz fizik yasalarına ters olan davranışlar gözlemlediler. Merkezden uzak olan yıldızlar, merkeze yakın olanlarla aynı hızda hareket ediyordu. Yaptıkları hesaplamalara göre bu imkansızdı ve galaksinin bir arada durması bile mümkün değildi. Bunu sağlayan görünmez bir madde olması gerekiyordu. Bu sonuçlar doğrultusunda yaptıkları çalışmalar sonucunda bilim camiası karanlık maddenin var olma olasılığını kabul etmiş oldu. Hala karanlık madde hakkında kısıtlı bilgiye sahip olsak da Rubin ve Ford’un araştırmaları astronomide yeni bir alana kapı açmış oldu.
Vera Rubin astronomiye yaptığı büyük katkıların yanında, birçok kadının bilimde ilerlemesine yardım etti ve destekledi. Birçok ödül kazandı, ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçildi. Bazı bilim insanları Nobel Ödülü’nü de hak ettiğini fakat kadın olmasının kazanmasına engel olduğunu iddia ediyor. Bütün bunları yaparken yetiştirdiği 4 çocuğu da onun gibi bilimde kariyer edindiler.
Astronomiye katkılarını anmak adına Şili’de bulunan büyük ve önemli bir gözlemevine ismi verildi: Vera C. Rubin Gözlemevi.
Yazar: Tuğçe Kıyar
