Bulutsular (veya Nebulalar), yıldızlararası boşlukta gaz ve toz bulutlarından oluşan devasa yapılardır. Yıldızların ölmesi sonucu arkalarında bıraktıkları maddelerle oluşan bu yapılar aynı zamanda yıldızların doğum yerleridir. Latincede “sis” anlamına gelen nebula, teleskop ile bakıldığında bulutlar gibi gözüken yapıları tanımlamak için kullanılır. Günümüzde en tanınır gök cisimlerinden olan bulutsuların pek çok kez resimleri çekilmiş, haklarında yüzlerce araştırma yapılmıştır. Bu yazıda, bilinen evrendeki en değişik bulutsulardan olan Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu’ndan bahsedeceğiz.
Gökyüzünde Tekboynuz Takımyıldızı’nda bulunan ve Dünya’dan yaklaşık 2300 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu, aynı zamanda HD 44179 olarak da adlandırılır. 1970’li yıllarda keşfedilen bulutsu, merkezinde bir ikili yıldız sistemi bulundurmaktadır. Dünya’dan bakıldığında dikdörtgen gibi gözüken ve buradan da ismini alan bu yapı aslında dikdörtgenden çok bir X şeklindedir. İlginç şekli ve rengi ile dikkatleri üzerine çeken bulutsu, bir ön gezegenimsi bulutsudur. Merkezdeki yıldızlardan birinin bulutsuyu oluşturan maddeleri atan kırmızı (yani daha soğuk) bir yıldızken diğerinin ise normal sıcak bir yıldız olduğu düşünülmektedir. Soğuk yıldızın da yaşamına Güneş’e benzer başladığı, şu anda ise hayatının sonuna geldiği inanılmaktadır. Güneş gibi yıldızlar hayatlarının sonlarına geldiklerinde dış katmanlardaki maddelerini uzaya atmaya başlarlar. Bulutsu merkezindeki yıldızın da bu sürecin erken aşamalarında olduğu ve madde atmaya yaklaşık 14000 yıl önce başladığı düşünülmektedir. Bu ikili sistemde daha sıcak olan yıldızın, kırmızı yıldızdan madde çektiği düşünülmektedir.
Birkaç bin yıl sonra kırmızı yıldız bir mavi cüceye dönüşecek ve tüm yapı gezegenimsi bulutsu olarak gökyüzünde yerini alacaktır. Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu’nu diğerlerinden ayıran bir rengi vardır. Çoğu bulutsudan ayrı olarak parlayan toz kırmızıya benzeyen bir renk de vermektedir. Extended Red Emission (ERE) olarak adlandırılan bu durum ilk defa bu bulutsuda 1975 yılında keşfedilmiş ve o zamandan beridir birçok farklı gök cisminde gözlemlenmiştir. Hala tam açıklanamayan bu durum, tozun ultraviyole ışıklara bombardıman olması ile ilişkilendirilmektedir. Araştırmacılar, polisiklik aromatik hidrokarbonların (PAH) ilginç parıltıdan sorumlu olduğunu düşünmektedir. Sorun şu ki, hidrokarbonların bu ışıltıyı oluşturabilmesi için bilinen tüm formlarını yok edecek kadar sert ultraviyole ışınlara maruz kalmaları gerekmektedir. Son teoriler, ikili yıldız sistemini çevreleyen tozlu kalkanın en sert ultraviyole emisyonlarını engellediğini ve bu sayede hidrokarbonların korunduğunu söylüyor fakat bu kanıtlanmış bir düşünce değil.
Bu bulutsunun bir başka ilginç özelliği ise X harfine benzeyen şeklidir. Alışılageldik bulutsu şekillerinden farklı olan şeklinin nedeni hala kesin olarak bilinmese de araştırmacılar, sebebin merkezindeki ikili yıldız sisteminden çıkan gaz ve tozlardan kaynaklı olduğunu düşünüyor. Ayrıca Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu’nda onu örümcek ağlarına benzeten basamak benzeri bağlantılar vardır. Bu bağlantıların, her birkaç yüz yılda bir meydana gelen yıldızların kütle püskürtme olaylarıyla meydana gelmiş olabileceği düşünülmektedir.
Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu, evrendeki alışılagelmiş bulutsuların arasında farklılıklarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Evrenin çeşitliliğinin bir nevi kanıtı olan bu bulutsu, halen birçok gizemini kendine saklasa da sıradışı şekli, evrenin tahminlerimizden çok daha yaratıcı bir mimar olabileceğini gösteriyor.
Yazar: Hayat Öykü Silivri
Kaynaklar: https://www.esa.int/Science_Exploration/Space_Science/The_remarkable_Red_Rectangle_A_Stairway_to_Heaven, https://www.space.com/3658-mystery-red-space-glow-solved.html, https://www.skyatnightmagazine.com/space-science/red-rectangle-nebula, https://www.astronomy.com/observing/weird-object-red-rectangle-nebula/
