Jekyll ve Hyde ayağını denk alsa iyi olur çünkü iyi huylu halden öfke kusan bir yaratığa dönüşme konusunda yeni bir rakipleri var.
James Webb uzay teleskobunu kullanan astronomlar Virgil’ın amansız dönüşümüne ve maddeyi inanılmaz bir hızla yutan kalbindeki süper kütleli karadeliği (SKKD) gözlemledi. Bu karadelik ev sahibi galaksinin destekleyemeyeceği kadar devasa görünüyor. Bu durum Virgil’ı galaksilerin ilk ortaya çıkışına ve içlerinde süper kütleli karadelikleri nasıl besleyip birlikte büyüdüklerine ilişkin ileri gelen modelleri zorlayan nadir bir kategoriye dahil etmekte: aşırı kütleli karadelikler.
Arizona Üniversitesinden George Rieke, James Webb’in gözlemlerinin SKKD’lerin nasıl oluştukları hakkında bilinenlerin aşağı yukarı tamamen yanlış olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. “Görünen o ki karadelikler birçok senaryoda galaksilerden hızlı davranıyor, bu bulunanların en heyecan verici parçası.”
Virgil, gizemli bir nesne kategorisi olan Küçük Kızıl Noktalar (Little Red Dots) üyesi. Küçük Kızıllar, James Webb teleskobunun Büyük Patlama’dan yaklaşık 600 milyon yıl sonra çok sayıda keşfetmeye başladığı galaksilerdir. Bu nesneler evren 2 milyar yaşına ulaştığı civarda kayboluyor gibi görünüyor. Bu galaksilerin tam olarak ne olduğu bir gizem ama çok daha kafa karıştıran bir soru neden en büyük popülasyonlarına ulaştıktan 1,6 milyar yıl sonra kayboldukları.
Virgil üzerindeki çalışma bu ikilemi Küçük Kızıl Noktaların neye dönüşmüş olabileceklerini ve modern evrendeki torunlarını tespit ederek çözebilir. Araştırma aynı zamanda bazı kozmik canavarların hemen gözümüzün önünde saklanıyor olabileceklerini de ortaya koyuyor.
Virgil’ın gerçek doğası ancak astronomlar bu galaksiyi kızılötesi ışıkla incelediğinde ortaya çıktı. Rieke, Virgil’ın iki kişiliği var, diyor. UV ve optik gözlemler onun yıldızlara gebe olan tipik genç galaksi tarafını, yani iyi tarafını gösteriyor. Ama kızılötesi kullanıldığında Virgil, muazzam seviyede enerji kusan ve giz içindeki bir süper kütleli karadeliğin ev sahibine dönüşüyor.
Virgil’ın bu yıkıcı tarafı ışığın diğer dalga boylarına saklı kaldı çünkü doyumsuz karadeliğin yattığı kalbi, kalın toz bulutlarıyla örtünmüş. Bu toz UV ve görünür ışığı rahatça absorbe ederken kızılötesi bu örtüyü atlatabilmekte. Dolayısıyla Virgil’ı kızılötesi ışıkla gözlemlemek içinde olanlara dair tam bir resim verebilir.
Bu bulgular astronomlara çok daha derin şeyler ifade edebiliyor. Misal tozun ardında gizlenmiş birçok devasa süper kütlelinin kozmosta bulunabileceği ve uzayın evriminde kilit roller oynamış olabilecekleri gibi.
Şimdilik bilim insanları Virgil dışında başka kozmik canavarların evrenin erken dönemlerinde bulunduğuna dair kesin veriye sahip değil. Ancak bu kozmosu inceleme biçimimizden dolayı bizi o iyi huylu alter egolarıyla kandırmalarından olabilir.
“Gökyüzünün daha geniş bir kısmında benzer derinlikte kızılötesi gözlem verileri elimizde olmadığı için mi Virgil’ın kardeşlerini göremiyoruz? James Webb teleskobu yavaş yavaş bu maskeleri kaldırmaya devam ettikçe inanılmaz bir hikâye ortaya koyacak.” diyor Uzay Teleskobu Bilimleri Enstitüsü’nden Pierluigi Rinaldi.
Yazar: Yaman Efe Yılmaz
