Sistemimizin Güzel Kuşağı Yavaşça Kayboluyor

Okuma Süresi: 3 dakika


Güneş Sistemi kavramını konuşmaya, hatta düşünmeye başladığımız günlerden beri süregelen bir gerçek var: Etrafımızdaki her madde ve her toz parçacığı inanılmaz hızlarla inanılmaz sürelerde çarpışıyor. Bu çarpışmalar farklı boyutlarda başka oluşumlar doğuruyor ve kümülatif bir halde gözlemleyebildiğimiz evrelere geliyorlar. Güneş sistemimizin içindeki ve etrafındaki asteroid kuşağı da bu zamanla gelişen oluşumların en nadide kümelerinden biri. Gezegenlerin arasında, etrafında, aralarında ve yörüngelerinde harmoni içinde süzülen asteroidler yavaş yavaş bize veda ediyorlar. Son zamanlarda teorilere konu olan ve gözlenen o ki her ikisinde de bir madde ve kütle kaybı söz konusu. Mars ve Jüpiter arasındaki basit kayaçlardan oluşan asteroidler, sanki bir gezegen olmaktan son anda vazgeçen toz parçalarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Bu fenomenin ortaya çıkmasında Jüpiter’in yüksek kütle çekimi yatıyor. Aynı yüksek kütle çekimi, asteroidlerin hem diğer gezegenlerle etkileşmesinde hem de çeşitli meteorik toz çarpışmalarında rol oynuyor. Tüm bunlar, bir zamandan sonra da asteroidlerin tıpkı geldiği gibi yavaşça bizi terk etmelerine giden bir son doğuruyor. Universidad de la Republica de Uruguay’daki bir takım astronomun yaptığı bir çalışma, asteroid kuşağımızın şu anda süregelen çarpışmalarda yaklaşık %0.0088’lik bir kayba uğradığını gösteriyor. Bu sayı ve yüzdelik her ne kadar ufak gözükse de Güneş Sistemi’nin evrimindeki zaman skalası ve malzeme akışını düşündüğümüzde büyük çaplı bir anlam kazanıyor. Ayrıca bu kaybın bizim gözlemimize nasıl takıldığı da önemli. Kaçan parçaların yaklaşık %20’si Dünya’nın yörüngesine meteor olarak akılda kalıcı girişler yapıyor. Kalan yaklaşık %80 kısım ise meteorik toz olarak birbirleriyle karşılaşıyor ve gündoğumu veya günbatımından önce gözle görülebilir bir toz bulutu olarak bulunuyor. Tüm bu olaylar, basit bilimsel gerçekler olmaktan ziyade aslında Dünya’nın kaderiyle ilgili olarak da yer tutuyor. Özellikle yüksek kütleli kaçaklarımız, eninde sonunda Güneş Sistemi’nin merkezine doğru yol alıyorlar ve çeşitli olayların ana aktörü veya katalizörü oluyorlar. Her ne kadar evrenin başından beri asteroid kuşağı varmış gibi gelse de aslında her geçen gün bu kuşak gittikçe kayboluyor. Belki yakın zamanda doğuracağı geniş çaplı bir etki olmasa dahi zaman içinde, artışlı bir şekilde çeşitli tezahürlerini izliyor olacağız. Kim bilir, yıllar sonra belki varlığı bile ancak makalelerden dolayı biliniyor olur.

Yazar: Aysima Kavak

Kaynaklar:  Arxiv.org , Universetoday.com

Yorumlar kapatıldı.

WordPress gururla sunar | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Yukarı ↑