Takvimler I: Takvimin Doğuşu ve Jülyen Takvim

Okuma Süresi: 5 dakika


İnsanlar, tarih boyunca zamanın akışını kavrayabilmek için çabalamış ve bu uğurda sayısız sistem üretmiştir. Kullanılan yöntemler çağlar boyu sürekli değişmiş olsa da algılanması güç bu kavramı takip edebilmek için onu parçalara bölme fikrinin her daim geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Zamanı gün, ay, yıl gibi belirli aralıklara bölen takvim sistemlerinin ortaya çıkışı da bu şekilde olmuştur. Takvimler hazırlanırken her daim gökcisimlerinin hareketleri esas alınmış ve takvimlerin düzenlenmesi için danışılanlar dönemin astronomları olmuştur. Bu doğrultuda Ay’ın veya Güneş’in hareketlerinin baz alınmasına bağlı olarak takvimler Ay takvimleri, Güneş takvimleri ve Ay-Güneş takvimleri olarak sınıflandırılabilir.

Ay takvimleri, Ay’ın tam evrelerini yani sinodik ayları esas alır. Bir sinodik ay, yani bir kavuşum ayı, i̇ki dolunay arasında geçen zamanı ifade eder. Ancak Ay Dünya’nın etrafında dönerken Dünya da Güneş’in etrafındaki dönüşüne devam ettiği için bu süre Ay’ın Dünya çevresindeki 360 derecelik tam dönüşü için geçen süreden uzundur. Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesinin eliptik olmasından dolayı kavuşum aylarının süreleri değişkendir. En kısa kavuşum ayı 29 gün 4 saat 19 dakika sürerken en uzun kavuşum ayı 29 gün 22 saat 19 dakikadır. Ay yılının Güneş yılından (tropikal yıl veya mevsim yılı da denir) daha çabuk tamamlanmasından dolayı Ay takvimleri Güneş takvimlerine çevrilirken belirli enterkalasyonlara ihtiyaç duyulur. Bu enterkalasyonlar, mevsimlerin ve Ay’ın evrelerinin doğru senkronizasyona sahip olması için eklenen belirli zaman dilimlerini ifade eder.

Güneş takvimleri, Dünya’nın Güneş etrafındaki tam turunu baz alan takvimlerdir. İlk Güneş takvimini kullandıkları düşünülen Mısırlılar, Nil Nehri’nin taşması ile aynı zamana denk gelen, uzun bir süre gözlenemeyen Sirius yıldızının tekrar görünmesini yılın başlangıcı olarak kabul ederek 365 gün süren bir takvim hazırlamışlardır.

Ay-Güneş takvimleri Hem Ay’ın hem de Güneş’in hareketleri esas alınarak hazırlanan takvimlerdir. Bu takvimlerde aylar Ay’ın evrelerine göre, yıllar ise Güneş yılına göre belirlenir. Ancak Ay’ın aynı evreye tekrar gelmesi için gereken süre, yani bir kavuşum ayı, yaklaşık olarak 29,5 gündür. 12 kavuşum ayından oluşan bir Ay yılı ise yaklaşık 354 gün sürer. Bir Güneş yılı ile arada oluşan yaklaşık 11 günlük farktan dolayı Ay-Güneş takvimleri her 2 veya 3 yılda bir 13. ayın eklenmesi şeklinde bir enterkalasyona ihtiyaç duyar.

Bilinen en eski takvim örneği Aberdeenshire, İskoçya’da bulunan ve Ay’ın hareketlerini sembolize ederek kameri ayları takip etmeye yarayan oyuklardır. Bulunan kalıntıların tarihinin milattan önce 8.000 yılına kadar uzandığı düşünülmektedir. 54 metre uzunluğundaki bir yay üzerinde bulunan 12 oyuktan oluşan bu ilkel takvim, dönemine göre çok şaşırtıcı olacak şekilde kış gündönümünde Güneş yılıyla tekrar senkronize olmasını sağlayan bir ek düzeltme içermektedir. Bilinen bu ilk takvim sistemi, hem Ay’ın evrelerini hem de Güneş yılını esas almasıyla bir Ay-Güneş takvimi örneğidir. Tarih öncesi avcı-toplayıcı toplumlarda hangi besinlerin yılın hangi zamanında bulunabileceği bilgisi hayatta kalmak için büyük önem arz ettiğinden, 10.000 yıl önce Aberdeenshire’da yaşayan avcı-toplayıcıların bu oyukları kazmalarındaki esas sebebin av hayvanlarının göç mevsimlerini takip edebilmek ve öncesinde hazırlık yapabilmek olduğu düşünülüyor. 

Günümüzde dünya çapında en çok kullanılan takvim Gregoryen takvimdir. Gregoryen takvimden bahsetmeden önce onun atası sayılabilecek Roma takviminden ve devamında Jülyen takvimden bahsetmek gerekir.

Roma Takvimi

Roma takvimi, hazırlanmış tek bir takvim olmayıp yıllar boyu çeşitli düzenlemelerden geçmiştir. Roma takvimine ilk düzenleme M.Ö. 738 yılında Roma İmparatorluğu’nun ilk kralı Romulus tarafından yapıldı. Ayın hareketlerine göre düzenlenen bu takvim, temellerinin çoğunu Antik Yunan takviminden alıyor ve Mart (Martius) ile başlayan 10 aydan oluşuyordu. Kış mevsimi bu takvimde yer almıyordu çünkü takvimi genellikle ekim ve hasat için kullanan halk, kışın tarım yapamadığı için günler veya ayların hesabını tutma ihtiyacı hissetmiyordu. Romulus’un ardından tahta çıkan Numa Pompilius bu durumu saçma bularak mevcut takvimin sonuna Januarius ve Februarius aylarını ekleyerek takvimi yaklaşık 355 güne denk gelen bir Ay yılına eşitledi. Fakat (Roma halkının çoğu gibi) Kral Numa da tek sayıların uğuruna inanıyordu. Bu sebeple ayları 29 veya 31 gün olacak şekilde ayarladı ama 355 güne ulaşmak için aylardan en az birinin çift sayıda güne sahip olması gerekiyordu. Bu sorunu çözebilmek için takvimin son ayı olan Februarius’un 28 gün olmasına karar verildi. Ancak tek sorun bu değildi. Ayın hareketini takip etmek kolay olsa da, Ay takvimi mevsim döngüsünü yakalayamıyor ve sürekli müdahale gerektiriyordu. Romalı rahipler (aynı zamanda dönemin politikacılarıdırlar) bu durumu düzeltebilmek için gerekli durumlarda takvime Mercedonius adında 27 günlük bir “artık ay” ekliyorlardı. Bu eklemelerin rastgele veya çıkarlar doğrultusunda düzenlenmesi pek çok soruna yol açmıştı, öyle ki Jül Sezar’ın (Julius Caesar) tahta çıktığı dönemde kimse hangi günde olduklarını bilmiyordu. M.Ö. 46 yılında Jül Sezar Roma takvimi üzerinde büyük değişiklikler yaparak kendi adıyla anılan ve Güneş yılıyla uyumlu olan Jülyen takvimini oluşturdu. Eski Roma takvimi o kadar karışık bir haldeydi ki tekrar düzene girebilmesi ve Jülyen takvime geçilebilmesi için M.Ö. 45 yılı 445 gün olmak zorunda kaldı. Bu yüzden M.Ö. 45 yılı yaşanmış en uzun yıl olarak tarihe geçmiştir ve günümüzde hâlâ “karışıklık yılı” (year of confusion/annus confusionis) olarak anılır.

Jülyen Takvim

Sezar, Jülyen takvimini hazırlarken İskenderiyeli astronom Sosigenes’e danıştı. Sosigenes Mısır takviminden esinlenilen ve tamamen Dünya’nın Güneş etrafındaki devinimlerini baz alan yeni bir takvim hazırladı. Hazırlanan yeni takvimde art arda gelen üç standart yıl 12 aya dağıtılmış 365 günden oluşuyordu ve onları takip eden dördüncü yıl 366 gün olup artık yıl olarak adlandırılıyordu. Artık yıllarda fazlalık olan bir gün eski Roma takviminin son ayı olan Februarius (Şubat) ayına eklendi. Artık yıl uygulamasının kullanılma sebebi ise Dünya’nın Güneş etrafındaki bir tam turunu 365 gün 6 saatte tamamlamasıydı. Takvime dahil edilmeyen 6 saatler 4 yılda bir birleştirilerek 1 gün sayılıyor, böylelikle 4 yıllın ortalaması 365 gün 6 saat oluyordu. Ancak yüzyıllar sonra, astronomik baharın gitgide daha erken tarihlere kaymasıyla, yapılan hesaplamanın yanlış olduğu anlaşıldı. Bu hatanın sebebi Dünya’nın Güneş etrafındaki bir tam turunun, yani bir tropikal yılın 365 gün 6 saat değil, 365 gün 5 saat 48 dakika ve 45 saniye sürmesiydi. 16. yüzyılda astronomik baharın 21 Mart’tan 11 Mart’a kadar kaymasıyla takvimde bir değişikliğe gidilmesi gerektiği anlaşıldı. Gregoryen takvimin doğuşunun da bu şekilde olduğunu söyleyebiliriz.

Takvimler yazı dizimizin ilk bölümünde takvim türlerinden, bilinen ilk takvimden ve günümüzde en çok kullanılan takvim olan Gregoryen takvimin oluşumuna kadar geçen süreçten bahsettik. Bir sonraki yazımızda Gregoryen takvim ve tarih boyunca kullanılmış olan bazı diğer takvimlerden bahsedeceğiz.

Hazırlayan: Nihan Kardan

İTÜ Astronomi Kulübü Üyesi

Kaynaklar

  • Schmidt, J. D., Bickerman, E. J., Wiesenberg, E. J., Buitenen, J. A. B. van, Ziadeh, N. A., & Proskouriakoff, T. (2019). Calendar. Erişim adresi https://www.britannica.com/science/calendar
  • Gaffney, V., Fitch, S., Ramsey, E., Yorston, R., Ch’Ng, E., Baldwin, E., … Howard, A. (2013). Time and a Place: A luni-solar time-reckoner from 8th millennium BC Scotland. Internet Archaeology, (34). doi: 10.11141/ia.34.1
  • Orr, G. (2011). The Timeline: Calendars. Erişim adresi https://www.independent .co.uk/life-style/history/the-timeline-calendars-2169718.html
  • Belacker, E. (2006). Neden ve Nasıl: Cilt 7: Zaman. (Çev. A. U. Erdoğan)

Yorumlar kapatıldı.

WordPress gururla sunar | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Yukarı ↑